Merkezi Sinir Sistemi Hastalıkları

Merkezi Sinir Sistemi Hastalıkları

ÇOK HASSAS VE KOLAY zedelenebilir yapılar olan beyin ve omurilik, kemik ve lifsi bağlardan oluşan çok sağlam bir kılıfın içerisinde yer alır. Beyni kafatası korur ve omiriliği de omurga. Bu yapının tüm bozuklukları ve merkez sinir sistemi alanında yer kapla­yan ur, hematom (kan birikimi), apse ve ödem nedeni olabilecek tüm süreçler, bunu saran sinirsel yapıları kemiğe doğ­ru bastırarak ciddî yakınmalara neden olabilir. Diğer hastalıklar basınç yarat­maz, ama nöronları veya bunlara des­teklik eden glia hücrelerini tutarak sinir dokusunda tahribata yol açar. Böylelikle travmalar, kanamalar, zehirlenmeler, enfeksiyonlar veya damar bozuklukları ne­deniyle hasar gören merkez sinir siste­mi, işlevlerinin bir bölümünü kaybeder, çünkü herhangi bir nedenle hasara uğra­yan nöronlar (sinir hücreleri) yenilene­mez; ancak büyük olasılıkla, kalan nö­ronlar hasar görmüş olanların işlevleri­nin bir kısmını üstlenebilir. Son olarak, doğuştan olsun olmasın bazı hastalıkla­rının sebebi genetik kökenli olabilir.

Nörolojik şikâyeti olan bir hasta, psi­kolojik yaşamıyla konuşması, hareket­leri ve beyin işlevleri arasındaki bağlan­tılar açısından, karmaşık muayeneler­den geçer. Hastanın bu incelemelere katılabilmesi her zaman mümkün olmaz. Bununla birlikte hissettiği acılarla ilgili bilgiyi verebilecek tek kişi de hastanın kendisidir. Ayrıca birçok ruhsal soru­nun bedensel şikâyetlere yol açtığı dü­şünülürse, aynı şekilde merkez sinir sistemi hastalıkları da ruhsal sorunlara yol açabildiğinden, bu durum elde edi­len bilgilerin yorumunda güçlük çıkara­bilmektedir. Lezyonun yeri, ilerleyici özelliği ve nedenleriyse, morfolojik veya nörolojik işlevlerin incelenmesine imkân veren testlerin kesin ölçütlerine bağlıdır.

Nöropsikolojik testler aklın (bellek, konuşma, simgesel işlevler) ve duygu­ların değerlendirilmesinde kullanılır. Elektroansefalogram (EEG) milyonlarca nöronun elektriksel etkinliklerini yan­sıtır; yeni geliştirilmiş görüntüleme teknikleri de bu etkinliklerin görüntülenmesine imkân verir. Uyarılmış po­tansiyellerin incelenmesi yoluyla duyu­sal bir akımın beyne ne kadar sürede ulaştığı ölçülebilir ve bu akımın ileti­siyle ilgili bozuklukların kaynakları or­taya konabilir. Beyin-omurilik sıvısının incelenmesi sinir biyopsileri, toksikolojik ve metabolik testlerle de şikâyetlerin nedenlerinin aydınlatılma­sı mümkün olmaktadır. Günümüzde kontrast madde kullanımıyla gerçek­leştirilen (radiolopiodol, miyelografi ve anjiyografi gibi) araştırmaların ge­rekli görüldüğü durumlar artık sınırlandırılmamaktadır. Gerçekten de bugün, tomografi ve manyetik rezonans gö­rüntüleme teknikleriyle sinir sistemi­nin anatomisini ve anomalilerini net olarak ortaya koyan görüntülerin elde edilmesi mümkündür.


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ