Mahatma Gandhi Kimdir?

Mahatma Gandhi Kimdir?

Mahatma Gandhi

Çocukluğunda çok utangaç biri olan Mahatma Gandhi ilk eğitimini dindarlığıyla üzerinde çok güçlü bir etkisi olan annesi tarafından aldı. Babasının vefatının ardından İngiltere’ye hukuk eğitimi almaya gitti. O ana dek en ufak bir liderlik parıltısı göstermemişti.

 

(2 Ekim 1869’da Porbandar’da dünyaya gelmiştir.)

 

İngiltere de vejeteryanlar cemiyeti ile iyi ilişkiler kurdu. Bu cemiyet birgün kendisinden Bhagavad Gita’yı (Bagvad Gida) çevirmesini istedi. Hint dini yazıtlarının incisi olarak kabul edilen bu eser Gandhi’nin ilk defa Hint olmaktan gurur duymasını sağlamıştı. Bu sıralarda Gandhi’yi etkileyen bir başka kaynak daha vardı.
İncil Gandhi’yi etkileyen diğer kaynaktı. Genç hukuk öğrencisi Hz. İsa’nın affedicilik ve alçakgönüllülüğe dair verdiği mesajların etkisi altında kalmıştı. Bununla birlikte hayatı boyunca örnek aldığı İncil ve Gita’yı yeri geldiğinde eleştirmekten de çekinmedi. Eğitiminin bitmesiyle birlikte İngiltere’den ayrıldı.
Hindistan’a döner dönmez bu kez soluğu Güney Afrika’da aldı. Bu ülkede büyük bir şok yaşadı. Ülkede çoğunluğu oluşturan siyahlara karşı yapılan haksızlıklar ve ırk ayrımcılığının boyutları çok yüksekti. Ayrımcılığa maruz kalanlar sadece siyahlar değildi. Gandhi gibi beyaz olmayan herkes bu durumdan payına düşeni alıyordu.
Gandhi’nin içindeki ilk isyan kıvılcımı bu şekilde çıkacaktı. Avukat olarak çalışmaya başladığı bu ülkede birçok sivil itaatsizlik eylemlerine katıldı. Özgürlük eylemcisi olma yolunda deneyim edinmeye başlamıştı. Şiddet içermeyen protesto eylemlerine hakikate adanma adını bu günlerde verecekti.
Bu sivri tavrından dolayı zaman zaman hapse girmişliği de vardı. Güney Afrika’da tam 21 yıl kaldı. Hindistan’a döndüğünde artık Hint milliyetçi hareketinin lideriydi. Kendi kendilerini yönetme kararları vardı. Bu arada Gandhi’nin popülerliği iyice arttı. Ganthi taraftarlarının gözünde Mahatma yani yüce ruha terfi etti.
Önderlik ettiği grevler ingiliz sömürge yönetiminin işlerine çomak sokmaya başlamıştı. İngilizler artan muhalefeti bastırmaya çalıştı. Fakat karşılarında çok farklı bir düşman vardı. Hamlede bulunmayan, hareket etmeyen ve vurulduğunda el kaldırmayan bir topluluk.
Amaç kadar aracı da önemseyen Gandhi kimsenin burnu kanamadan bu işi çözmek istiyordu. İşin içine ayaklanma, şiddet yada taşkınlık karıştığını duyarsa genel grev çağrılarını anında iptal ediyordu.

 

1930 yılında bağımsızlık yolunda vites yükselten Hint lider meşhur tuz yürüyüşüne başladı.

 
İngilizler tuz tekeriyle vatandaşları sömürüyordu. Buna karşı Gandhi kendi tuzlarını kendileri üretmeleri için Hint Denizi’ni işaret etti. İngilizler Gandhi’nin zorlu yürüyüşünün ardından denize ulaşan yüzlerce taraftarını hapse attı. Tuz kampanyasının en tepe noktasında bazı Hintlilerin İngiliz sivilleri öldürmesi üzerine Gandhi bağımsızlık hareketini askıya aldı.

 
Gerekçesi ise çok önemliydi “Bağımsızlık için henüz hazır değiliz.” Gandhi’nin bu nazik tavrı bazı kesimler tarafından tepkiyle karşılandı. Hareketten kopmalar oldu.

 

 

İkinci Dünya Savaşının ardından İngilizler Hintlerin merkezi yönetime destek vermesinden dolayı Hindistan’a bağımsızlık verilmesini konuşmaya başlamıştı.

 
Ancak bu sırada başka gerçeklerde ortaya çıktı. Aynı hedefe yönelen Müslümanlarla Hinduların bazı sıkıntıları vardı. Özellikle Hindular Müslümanların bazı talep ve hassasiyetlerine karşı yeteri kadar anlayış göstermiyordu. Böyle bir ortamda Hint Müslümanların lideri Muhammed Ali Cinnah’ın da çabalarıyla İngilizler Hindistan’ın içinden birde Pakistan çıkarabileceklerini söylemeye başladılar.

 

Gandhi bölünmeye şiddetle karşıydı. Müslümanlarla birlikte yaşayabileceklerini göstermek için elinden geleni yaptı. Düzenlediği doğa törenlerinde Müslümanlarda Hıristiyanlarla birlikte Hindularla yan yana ibadet ediyordu. Ancak bu çabalar başarılı olmadı. En sonunda bölünmeye razı geldi.
Gandhi bölünmeyi en büyük başarısızlığı olarak görüyordu. İngilizlerin onayıyla Hindistan bağımsızlığını ilan ederken eş zamanlı olarak Pakistan’da dünya haritasındaki yerini aldı. Bölünmenin ardından Gandhi’nin tüm yakarış ve açlık grevlerine rağmen taraflar birbirlerinin kanını dökmeye devam edecekti.
Sivil itaatsizliğin lideri Gandhi kast sistemine karşı da mücadele etti. Özellikle de dokunulmazlar olarak bilinen en alt sınıfın durumunu kendine dert edinmişti. Bu konuda büyük bir dirençle karşılaşsa da ön yargıları sarsmayı başarmıştı.

 

Gandhi 78 yaşındayken bir kez daha taraflar arasındaki şiddeti durdurmak için ölüm orucuna başladı. 5 gün sonra isteği oldu. Hindularla Müslümanlar arasındaki çatışmalar durdu. Çatışmaların durmasından 10 gün sonra Gandhi Müslümanlara ve Dokunulmazlara verdiği destekden dolayı bir Hindu radikal tarafından vuruldu. (30 Ocak 1948).


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ